MİTHAT
SANCAR

Muhalefet Adım Atmazsa Kendi Adayımızla Seçime Katılırız

25 NİSAN 2022

Siyasetin sıcak gündemi ittifak çalışmaları, aday tartışmaları ve seçim senaryoları üzerinden şekillenirken kilit parti konumundaki HDP’nin bu konularda ne söyleyeceği merak konusu. HDP ile “6’lı masa” arasındaki ilişkiler ne düzeyde? HDP’nin “ortak aday” için şartı ne? HDP adayını nasıl belirleyecek? Ayşegül Doğan sordu HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar yeniden tv için yanıtladı.

Söyleşi: Ayşegül Doğan

“Ortak aday için şartlar: açık diyalog, müzakere, mutabakat”

Biz şunu söylüyoruz: parlamento seçimlerine HDP olarak kendi ittifaklarımızla gireceğiz. Bunu bir yıldan fazla süredir söylüyoruz. 27 Eylül tarihli deklarasyonumuzla da açıkça dile getirdik. Ama cumhurbaşkanlığı seçimi için diğer muhalefet partilerinin bizimle doğrudan ve açık müzakere yürütmeleri şartıyla ortak aday fikrine de açığız. Burada bizim esas beklediğimiz budur.

Biz diyoruz ki, iki seçimin, parlamento seçimiyle cumhurbaşkanlığı seçiminin dinamikleri farklıdır. Biz parlamentoya en güçlü şekilde girmek için en geniş Demokrasi İttifakı’nı oluşturmaya devam edeceğiz, bu çalışmaları sürdüreceğiz ve kendimiz gireceğiz seçimlere, Demokrasi İttifakı olarak gireceğiz.

Bu çerçevede “bizim altılı masa ya da Millet İttifakı’yla seçim birlikteliğimiz olmaz” dedik, diyoruz. Ama cumhurbaşkanlığı seçimi için de, ilk turda seçimin kazanılabilmesi için, ortak aday seçeneğinin önemli olduğunu ifade ediyoruz. Bizim çağrımız ve önerimiz, kamuoyuna da söylediğimiz şudur: diğer muhalefet partileriyle üç aşamalı bir çerçevede, açık diyalog ve müzakere yürütebilirsek, bunun sonucunda da mutabakata varabilirsek ortak aday fikrinde buluşuruz.

“Önce ilkeler ve süreçler”

Adayda bulunması gereken nitelikler belirlenirken bizimle herhangi bir görüşme yapılmadı. Altılı masanın ya da altı partinin kendi aralarındaki tartışmalar, görüşmelerle ortaya çıktı. Biz meseleyi zaten buraya sıkıştırma taraftarı değiliz. Yani “aday nitelikleri şu olmalıdır” şeklinde bir tartışmayı yeterli görmüyor, kısır görüyoruz, hatta bazı sıkıntılar doğuracak bir yol olarak tarif ediyoruz.

Çünkü adaya ve isme yoğunlaşan her tartışma ilkeleri ve süreçleri gölgede bırakır. Oysa adayın hangi ilkeler temelinde hareket edeceği, hangi süreçleri yürüterek görev yapacağı önceden konuşulmalıdır, yani önce ilke ve süreçler konuşulmalıdır. Zaten eğer o ilke ve süreçlerde mutabakat olursa cumhurbaşkanı adayının da farklı bir kimlik taşıması söz konusu olmayacaktır.

“Önümüze seçimden sonrası için bir tamirat programı koyalım”

Mesela, seçime gidene kadar birlikte çalışma imkânları ve ihtiyacı olan meseleler var; seçim güvenliği, muhalefetin tümüne -en çok da bize- dönük baskılar, seçime giderken partilerin siyasi faaliyetlerini yürütebilme özgürlüğü vb. gibi konular. Bu konularda birlikte çalışmalıyız diye öneride bulunduk biz diğer muhalefet partilerine. Fakat diyoruz ki, biz önümüze seçimden sonrası için de bir tamirat programı koyalım. Çünkü şu süreçte yaşanan büyük yıkımlar var, bu yıkımları hızla nasıl gidereceğimizi oturup konuşalım. Altı parti kendi aralarında konuşuyor ama bizimle de bunu müzakere etmeliler.

Bir geçiş süreci gerekiyor. Bunun da iki ayağı var. Biz daha önce “Yol Temizliği” başlığı altında çeşitli çalışmalar yaptık. Bütün bu adaletsizliklere yol açan kanun hükümleri var, anayasa değişikliği gerekmeyen reformlar var, bütün bunları oturup konuşalım, sonra da anayasa değişikliği gereken konuları müzakere edelim. Bu üç aşamayı bizimle müzakere ederse diğer muhalefet partileri ve buradan bir mutabakat çıkarsa ortak aday zaten kolayca belirlenir. O zaman biz de bu fikri hayata geçirmek için çalışma yaparız.

“Elbise orada duruyor ama içine kim girecek?”

“Şu elbise orada duruyor da bunun içine kim girecek?” Siz gayet güzel bir elbise tarif ediyorsunuz da, peki bunun içine kim girecek? İlkeler ve süreçler konuşulmadan, “şu nitelikleri taşıyan aday”… İsim somutlaşınca tartışmalar nereye gider, tahmin etmek zor değil. Kimisi için açıklanan isim belli nitelikleri taşımış olacak, kimisi için olmayacak. Onun için ilkelerde ve süreçlerde mutabakat olursa, bu konuda ortak aday çerçevesinde cumhurbaşkanlığı seçimine gidecek taraflar bir metin üzerinde anlaşırlarsa, bunu bir protokole bağlarlarsa, o zaman belirlenecek aday seçilirse bu çerçevede hareket edecektir.

“Eğer kapalı kalmaya devam ederlerse kendi adayımızla seçime katılırız”

Bizim açımızdan bir belirsizlik yok. Biz bir yandan bu çağrı ve önerileri yapıyoruz, diğer yandan kendi çalışmalarımızı yürütüyoruz, hem parlamento seçimi hem de cumhurbaşkanlığı seçimi için. Yani, “diğer muhalefet partileri bu çağrımızı kabul edecek, o zamana kadar bekleyelim” gibi bir durum söz konusu değil. Kabul ederlerse ne yapacağız, neleri görüşüp müzakere edeceğiz, o konuda hazırlığımız var. Olmazsa da, yani diğer muhalefet partileri bize olumlu cevap vermezlerse ne yapacağımıza dair çalışmalarımızı da yürütüyoruz. Eğer kapalı kalmaya devam ederlerse şüphesiz kendi adayımızla cumhurbaşkanlığı seçimine katılmak en ciddi seçenek olarak önümüzde duruyor.